22 Ocak 2021

Dünyada ve Türkiye’de İçilebilir Tatlı Su Kaynakları

Suyun canlı yaşamının devamlılığı ve ekosistemin işleyişi noktasındaki önemli rolünü her geçen gün daha da iyi anlıyoruz. Olası kuraklık tehditleri ve su tasarrufu konuları suyun gerekliliğini bizlere hatırlatan etkenlerin başında geliyor. Varlığımızı borçlu olduğumuz içilebilir suyun tehlikeye girmesi durumu ise tatlı su kaynakları yeterliliği meselesini ciddi bir şekilde gözden geçirmemiz ve dikkatli olmamız açısından kritik bir faktör.

Su yeryüzünde maddenin üç halinde yani katı, sıvı ve gaz formunda bulunabilen tek bileşen. Ancak tüm bu geniş yelpaze ve çeşitlilik, içilebilir tatlı suyu canlılar için sonsuz ve sınırsız kılmaya ne yazık ki yetmiyor. Özellikle de dünya genelinde tatlı su kaynaklarının dağılımındaki eşitsizlik, içilebilir suyun her canlı için ulaşılabilir olmasının önündeki en büyük engellerden bir tanesi.

İçme suyu yoksunluğu hayat kalitemizi olumsuz yönde etkileyecek ciddi problemlere yol açabilir. Bu nedenle, içme suyunun bizler için öneminden yola çıkarak, temiz ve sağlıklı arıtma suyunun adresi Miato olarak bugünkü içeriğimizde içilebilir tatlı su kaynakları dağılımı konusuna yer veriyoruz.

Tatlı Su Kaynakları Nelerdir?

Tatlı su kaynakları-Fransa'da bulunan Verdon Nehri'ne ait bir görsel
Vücudumuzun 3’te 2’sini ve kanımızın %83’ünü oluşturan su, dünyamızda da engin okyanuslar ve denizlerle birlikte büyük bir yüzeyi kaplamaktadır. Ancak bu yüksek oranda su, canlıların ihtiyaç duyduğu içilebilir tatlı sudan ziyade deniz suyu olarak bildiğimiz yüksek sodyum içerikli tuzlu sudur.

Dünyamızın sahip olduğu su kaynakları arasında %97’lik bir oran tuzlu suya yani okyanus ve denizlere aittir. Geri kalan yaklaşık %2,5 civarı ise içme suyumuzun ana rezervlerinin yer aldığı tatlı su kaynakları olarak bilinmektedir. Ancak bu tatlı su kaynaklarının da neredeyse 3’te 2’sinin buzul formunda olması içilebilir tatlı suyu yetersiz kılan etmenlerin arasındadır.

İçilebilir suyun dünya üzerinde ve hatta ülke içerisinde bile görülebilen eşitsiz dağılımı ve tuzlu suya oranla çok daha az bir yüzdelik dilimle yeryüzünde var olması, tatlı su kaynaklarının korunması hususunda dikkatli adımlar atılmasını gerektirmektedir.

Tatlı su rezervleri farklı coğrafyalara ve her coğrafyanın kendine özgü iklim koşullarına göre değişiklik gösterebilmektedir. Dünyada özellikle kutup bölgelerinde görülen buzul formundaki tatlı suyun ülkemizde görülmemesi bu duruma örnek olarak verilebilir. Fakat yeryüzünde bilinen tatlı su kaynakları genel olarak aşağıda sıralanmıştır:

Buzullar

Arjantin'de bulunan bir buzula ait görsel
Dünyadaki tatlı su kaynaklarının en büyük bölümü buzullara aittir. %2,5’lik bu rezervin yaklaşık %69’unu kutup bölgelerinde yer alan kar ve buz kütleleri kapsamaktadır. Mevsim değişiklikleri dolayısıyla bazı dönemlerde eriyerek akıntıya dönüşen buzullar, aktif olarak tüketmekte olduğumuz tatlı suların dışında kalmaktadır.

Yer Altı Suları

Donmamış halde görebileceğimiz tatlı suyun önemli bir bölümü yeraltı sularıdır. Yüzeyde değil yerin altında bulunması sebebiyle genel olarak yüksek kalitede içme suyunun temelini oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra kurak iklimlerde tarımsal faaliyetlerin etkin bir şekilde yürütülmesi noktasında da yeraltı suları son derece önemli bir yere sahiptir.

Yeraltı su kaynaklarının doğal seyrinde yenilenebilmesi için kullanımı kontrollü bir şekilde yürütülmelidir. Kurak topraklarda ise yenilenme potansiyeli çok düşüktür veya neredeyse böyle bir potansiyel söz konusu değildir.

Nehirler ve Irmaklar

Kanada'da bulunan Athabasca Nehri'ne ait bir görsel
Yerin üstünde bulunan tatlı su kaynakları dendiğinde akla ilk gelen coğrafi oluşumlar nehirler ve ırmaklardır. Nehir, ırmak ve çay gibi doğal birimler, iklim koşullarının etkisiyle debi ve drenaj gibi özellikler açısından mevsimden mevsime değişiklik gösterebilmektedir. Her ülke ve bölgenin sahip olduğu akarsuların özellikleri de bu sebeplerden ötürü farklılaşmaktadır.

Nehirler tatlı su rezervlerinin oldukça düşük bir yüzdesini oluşturmaktadır. Tarımsal icraatların devamlılığında ve hayvancılık faaliyetlerinde de önemli bir yere sahip olan akar yüzey sularının seviyesinde bazı dönemlerde yağışın da etkisiyle düşüş görülebilmektedir.

Göller

George ve Mary göllerine ait bir görsel
Göller, yüzeyde bulunan içilebilir tatlı su kaynakları noktasında en çok kullanılan rezevlerdir. Göller akarsularla kıyaslandığında yüzey sularının yaklaşık %20’lik bir bölümünü oluşturmaktadır. Bataklık gibi sulak araziler de yeryüzünde meydana gelen ve su kaynaklarının bir kısmına ev sahipliği yapan birimlerdir.

Göller içilebilir suyun temini açısından ekosistemin vazgeçilmez kaynaklarından bir tanesidir. Ancak kuraklık, kirlilik ve kontrolsüz su kullanımı gibi ciddi tehditler, göllerin yaşam kaynaklarımızdan biri olarak varlığını koruyabilmesini güçleştirmektedir.

  • Göller ve nehirler dünya üzerinde bulunan toplam suyun yalnızca %1’ini oluşturduğundan nüfus gibi sürekli artış gösteren etkenlere bakıldığında oldukça düşük bir yüzde olduğu görülmektedir.

Atmosferdeki Buhar

Suyun ekosistem de üç formda da bulunabildiğinden içeriğimizin giriş kısmında bahsetmiştik. Gaz hali olarak ele alabileceğimiz su şekli ise elbette ki su buharıdır. Su buharı atmosferdeki tatlı yüzey sularının en düşük yüzdesine sahiptir. Atmosferdeki su buharı, sıcaklıkla doğrudan ilişki içerisindedir. İklimin ve hava koşullarının etkisiyle buharlaşma oranı yer yer yükselirken bazı bölgelerde ise çok daha düşük seyretmektedir.

Suyun atmosferdeki hareketliliği ve devinimi hakkında detaylı bir bilgi edinmek için Su Döngüsü Nedir? Nasıl Gerçekleşir? başlıklı blog yazımıza göz atabilirsiniz.

Dünya Genelinde Su Kullanımı

İnsanoğlunun günlük beslenme ve tüketim amacıyla kullanmış olduğu tatlı su kaynakları, kullanımın genel dağılımına bakıldığında en düşük oranlı kullanım yüzdesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak su, yalnızca yeme-içme ihtiyaçlarımızı karşılayan bir bileşenden çok daha fazlasıdır. Dünya genelinde gerek tarım gerekse de sanayi alanlarında su kaynakları kullanımı ciddi bir orana sahiptir. Evsel ihtiyaçlar için yapılan su tüketimi ise daha düşük bir seviyededir.

Tarım çalışmaları alanında su kaynaklarından yararlanma oranı %69 civarıyken, endüstriyel faaliyetlerde bu kullanım dünya çapında %19 olarak belirlenmiştir. Evsel tüketim oranı ise %12’dir.

Yüzey ve yeraltı sularının bilinçsiz kullanımı ve su kirliliğinin önüne geçilememesi gibi durumlar, tatlı su kaynakları erişimini giderek sınırlandırırken, canlı yaşamının vazgeçilmezi olan temiz içme suyuna olan ihtiyacı da artırmaktadır.

İçilebilir su rezervlerinin doğal sebeplerden ötürü yetersiz olduğu yerleşim yerlerinde deniz suyu arıtma teknolojisinden yararlanılmaktadır. İçme Suyu Elde Etmek Amacıyla Deniz Suyu Nasıl Arıtılır? başlıklı içeriği inceleyerek bu teknoloji hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Temiz İçme Suyunun Önemi

Miato akıllı cam su tankı görseli

Dünyada ve ülkemizde ise hem dönemsel kuraklıkların etkisi hem de su kaynaklarının uzun vadeli düşünmeden kullanılması sebebiyle tatlı su kaynakları azalabilmektedir. Bu durum ise geleceğimizi tehdit eden ve bir an önce önlem alınması gereken hassas mevzulardan bir tanesidir.

Temiz ve içilebilir içme suyu canlı yaşamı için yeri doldurulamaz nitelikte mucizevi bir bileşendir. Hastalıklardan korunmak, sağlıklı bir şekilde yaşamımızı idame ettirmek ve vücut fonksiyonlarımızın işlevlerini düzgün bir şekilde yerine getirmesine yardımcı olmak söz konusu olduğunda su en büyük yardımcımızdır.

Miato, geliştirmiş olduğu akıllı cam su tankı sayesinde, su arıtma alanında bir ilke imza atarken içme sularını daha hijyenik ve temiz bir şekilde tüketiciyle buluşturuyor. Zararlı bakterilerden ve kimyasallardan arındırılmış temiz bir su tüketimi vadederken son teknoloji su arıtma cihazlarıyla da üstün hizmet sağlıyor.

Sizler de temiz ve sağlıklı içme suyunu evlerinize taşıyan Miato ile kaliteli su tüketiminin keyfini çıkarabilirsiniz.

Genel
About Miato

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cart